Klinik pratiğimizde diş eksikliklerinin rehabilitasyonu için en sık başvurduğumuz ve standardizasyonu en yüksek yöntemlerin başında implant tedavisi gelmektedir. İmplant, tıbbi tanımıyla, kaybedilmiş olan dişin kök görevini üstlenmesi amacıyla çene (alveolar) kemiğine yerleştirilen, doku uyumluluğu yüksek titanyum vidalardır. Bu tedavi, çevre dokulara ve komşu dişlere müdahale etmeden, hastanın çiğneme fonksiyonunu ve estetiğini geri kazandırmayı amaçlar.
Bir hekim olarak implant kararını verirken hastanın radyolojik ve klinik verilerini bir bütün olarak değerlendiririz. Bu tedavinin temel endikasyonları şunlardır:
Tek Diş Eksiklikleri: Komşu sağlıklı dişlerin kesilip köprü yapılmasına gerek kalmadan, doğrudan eksik diş bölgesine müdahale edilir.
Bölgesel Diş Eksiklikleri: Arka grup dişlerini kaybeden ve sabit köprü yapımı için destek dişi bulunmayan hastalarda, hareketli (takıp çıkarmalı) protez zorunluluğunu ortadan kaldırır.
Tam Dişsizlik (Total) Vakaları: Tüm dişlerini kaybetmiş hastalarda kemik erimesini (rezorpsiyon) yavaşlatmak, total (damak) protezlerin stabilitesini artırmak veya tamamen sabit protezlere geçiş yapmak için uygulanır.
Tedavi süreci, biyolojik bir iyileşme takvimi gerektirir. Protokol genellikle dört temel aşamada tamamlanır:
Radyolojik ve Klinik Değerlendirme: İlk seansta 3 boyutlu dental tomografi (CBCT) ile çene kemiğinin hacmi, yoğunluğu ve anatomik komşulukları (sinir kanalları, sinüs boşlukları) incelenir. Kemik hacmi yetersizse, öncelikle o bölgeye greft (kemik tozu) ilavesi planlanır.
Cerrahi Operasyon: Lokal anestezi altında, tam sterilizasyon koşullarında titanyum vida çene kemiğinde hazırlanan yuvaya yerleştirilir. Standart bir vakanın cerrahi süresi ortalama 15-30 dakikadır ve işlem sırasında ağrı hissedilmez.
Osseointegrasyon (Kemikle Kaynaşma) Süreci: İmplantın üzerine çiğneme kuvveti bindirilmeden önce kemik hücreleriyle bütünleşmesi beklenir. Hastanın kemik yapısına göre bu bekleme süresi alt çenede ortalama 2-3 ay, üst çenede ise 3-4 aydır.
Protetik Yükleme (Protez Aşaması): İyileşme tamamlandığında implantın içinden ölçü alınır. Laboratuvar ortamında hazırlanan zirkonyum veya metal destekli porselen kuronlar implantın üzerine sabitlenerek tedavi sonlandırılır.
Her cerrahi işlemde olduğu gibi implant cerrahisinde de vaka seçimi esastır. Kontrol altına alınmamış diyabet (şeker hastalığı), baş-boyun bölgesine aktif radyoterapi uygulaması, şiddetli osteoporoz (kemik erimesi) ve intravenöz bisfosfonat grubu ilaç kullanımı olan hastalarda iyileşme süreci olumsuz etkilenebilir.
Bununla birlikte, klinikte en sık karşılaştığımız risk faktörü tütün kullanımıdır. Yoğun sigara tüketimi, ağız içi kanlanmayı ve yara yeri iyileşmesini bozarak implantın kemikle kaynaşamamasına (erken dönem implant kaybına) yol açan birincil etkenlerden biridir.
Operasyon sonrasında hastalarımızın klinik protokollere harfiyen uyması, tedavinin uzun dönem başarısını belirler:
İlk 24 saat cerrahi bölgeye dışarıdan soğuk kompres (buz) uygulanmalıdır.
Operasyon günü sıcak ve sert gıdalardan kaçınılmalı, ılık-yumuşak diyet tercih edilmelidir.
Reçete edilen antibiyotik, analjezik (ağrı kesici) ve klorheksidin içerikli gargaralar belirtilen süre boyunca aksatılmadan kullanılmalıdır.
İmplant tedavisi tamamlandıktan sonra, "implant çürümez" algısıyla ağız bakımının ihmal edilmesi klinik bir hatadır. Doğal dişlerde diş eti hastalığına yol açan mikrobiyal dental plak, implant çevresinde de kemik erimesine (peri-implantitis) sebep olur ve bu durum implantın kaybıyla sonuçlanabilir. Bu nedenle, günlük fırçalama, arayüz fırçası/diş ipi kullanımı ve her altı ayda bir rutin hekim muayenesi, tedavinin idamesi için zorunludur.
Durumunuzu görelim, tedavi seçeneklerini birlikte değerlendirelim. Sorularınız için bizi arayabilirsiniz.