Klinik pratiğimizde estetik amaçlı en sık başvurduğumuz konservatif (koruyucu) işlemlerden biri diş beyazlatmadır (bleaching). Toplumda genellikle kozmetik bir işlem olarak algılansa da, diş beyazlatma kimyasal bir oksidasyon sürecidir ve mutlaka hekim kontrolünde endikasyona uygun şekilde yapılmalıdır. Diş yüzeyindeki mine tabakasında herhangi bir yapısal kayba (aşınmaya) yol açmadan, sadece renkleşmeye sebep olan pigmentlerin parçalanması esasına dayanır.
Beyazlatma protokolünü belirlemeden önce, renkleşmenin kaynağını (içsel veya dışsal) tespit etmek klinik başarının ilk kuralıdır.
Dışsal (Ekstrinsik) Renkleşmeler: Tütün kullanımı, yoğun çay/kahve ve kırmızı şarap gibi kromojenik (boyayıcı) gıdaların tüketimi sonucunda mine yüzeyine tutunan pigmentlerdir. Bu lekeler genellikle polisaj ve detartraj (diş taşı temizliği) ile büyük oranda giderilir; kalan kalıcı pigmentasyon için beyazlatma uygulanır.
İçsel (İntrinsik) Renkleşmeler: Dişin dentin tabakasına nüfuz etmiş veya gelişimsel olarak oluşmuş lekelerdir. Çocukluk döneminde geçirilen ateşli hastalıklar, travma sonrası kanal tedavili dişlerde oluşan doku içi kanamalar veya tetrasiklin grubu antibiyotik kullanımı bu gruba girer. İçsel renkleşmelerin tedavisi daha yoğun kimyasal ajanlar gerektirir.
Diş beyazlatma işlemi, kullanılan ajanın konsantrasyonuna ve uygulama ortamına göre iki temel başlıkta değerlendirilir:
Klinik ortamında doğrudan hekim tarafından uygulanan, en hızlı ve kontrollü yöntemdir.
Öncelikle diş etlerini kimyasal yanıktan korumak amacıyla "gingival bariyer" (koruyucu jel) uygulanır ve ışınla dondurulur.
Diş yüzeylerine yüksek konsantrasyonlu (%25-40 arası) hidrojen peroksit veya karbamid peroksit içerikli jeller sürülür.
Bu jeller, reaksiyonu hızlandırmak için özel LED, halojen veya lazer ışık kaynakları ile aktive edilir. İşlem, hedeflenen renge göre aynı seansta 15-20 dakikalık periyotlar halinde 2 veya 3 kez tekrarlanır.
Hastanın klinikte alınan ölçüleriyle hazırlanan kişiye özel şeffaf plaklar aracılığıyla, daha düşük konsantrasyonlu (%10-16) karbamid peroksit jellerin kullanıldığı yöntemdir. Hasta, hekimin belirlediği protokole göre plağı günde ortalama 4-8 saat (genellikle gece uykusunda) takar. Süreç 10 ila 14 gün arasında tamamlanır.
İnatçı renkleşmelerde, her iki yöntemin kombine kullanıldığı "kombine beyazlatma" protokolü tercih edilir.
Beyazlatma ajanları (hidrojen peroksit), mine prizmalarından geçerek dentin tabakasına ulaşır. Burada renkleşmeye yol açan büyük karbon halkalı makromolekülleri (kromoforlar) okside ederek daha küçük, renksiz ve ışığı yansıtan moleküllere parçalar. Bu kimyasal reaksiyon dişin anatomik yapısına zarar vermez.
Ancak bu geçirgenlik artışı, işlem sırasında ve sonrasındaki ilk 24-48 saatte dentin kanallarındaki sıvı akışını etkileyerek geçici diş hassasiyetine (termal uyaranlara karşı sızlama) neden olabilir. Bu durum fizyolojik ve beklenen bir yan etkidir. Hekim tarafından uygulanan florür veya potasyum nitrat içerikli hassasiyet giderici (desensitizer) ajanlar bu süreci konforlu atlatmayı sağlar.
İşlem sonrası ilk 48 saat, renk pigmentlerinin dişe geri tutunma riskinin en yüksek olduğu "beyaz diyet" dönemidir; bu süreçte çay, kahve, salça ve sigara gibi boyayıcı tüm etkenlerden kesinlikle uzak durulmalıdır.
Durumunuzu görelim, tedavi seçeneklerini birlikte değerlendirelim. Sorularınız için bizi arayabilirsiniz.